Bana dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bana dair etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
| 0 yorum ]

Çok yakında biricik aşkımla,uzun süredir beklediğimiz nişanımız gerçekleşicek.Tarih yaklaştıkça içimi sevinç,heyecan ve stresle karışık bir duygu sarıyor.Daha bir sürü eksik var ve neyi nasıl yapıcam bilemiyorum.Bu işler gerçekten ne kadar da zor.Ama eminim o gün gelip çattığında da herşey bir solukda gelip geçecek ve bütün bu heycanın stresin yerini sadece mutluluk alacak.
Nişan için malum bir de yüzük tepsisi lazım.Oldum olası klasik bir tepsi istememişimdir bunun için.Değişik birşeyler arayışı içindeydim.Bunun için internet ve mağazalardan tepsiler araştırdım.Ama bir türlü değişik istediğim gibi birşey bulamadım.Aklıma Deryalı Günler geldi.dedim en değişik ve güzel fikirler bu ekipten çıkar:)Hemen kolları sıvadım ve bir mail attım.Çalıştığım için de sürekli takip edemiyordum.Üzerinden bir ay geçti ve 2gün önce telefonum çaldı.Arayan arkadaşımdı.Derya baykal' ı izlediğini,programda benim adım geçtiğini ve benim için nişan tepsisi yaptıklarını anlattı.Çok şaşırdım.Hemen netten videosunu buldum programın ve izledim.Gerçekten de yapılan tepsi benimdi:)Dün de tepsi ve programdaki yüzükler elime ulaştı.Büyük bi ihtimalle de bu tepsiyi kullanıcam.Çünkü benim için çok büyük ve güzel bir anı.Buradan tekrar Derya Baykal'a ve ekibine teşekkür ediyorum.Videoyu buradan izleyebilirisiniz..


Devamını okuyun...>>
| 1 yorum ]

Uzun zamandır yapmak istediğim bir pastaydı bu.Fakat şeker hamuru nerede bulunur,nasıl yapılır uzun araştırmalar yaptım.Önce marshmallow dan şeker hamuru yapıldığını öğrendim.Oldukça da kolay yapılıyormuş.Fakat bu şekeride bulmak bir dert.Ben BİM den buldum bir paket aldım.Fakat istediğim renklerde yoktu.Tesadüf eseri şeker hamuru alacak bir yer buldum hem de burnumun dibinde.Fiyatı da makul olduğu için uğraşmaya değmiyceğini düşündüm.Daha sonra netten nasıl yapıldığını öğrendim.Şimdi yapmak isteyenler için resimli olarak tarifi yazıyorum;

Pandispanya Tarifi;
Malzemeler:
Pandispanyası:
•5 yumurta (oda ısısında)
•1 su bardağı toz şeker
•1.5 su bardağı un
•50 gr nişasta (50gr ölçemediğim için ben göz kararı 4yemek kaşığı koydum)
•1 paket vanilya
•1 paket kabartma tozu

İç malzemeleri için;
•1 paket muzlu kremole
•2Adet muz(Ben muzlu yapmayı tercih ettim siz istediğiniz meyveleri kullanabilirsiniz.)
•Pastanın üzerini kaplamak için bir paket kremşanti(sade)
•1Kutu şeker hamuru

Yapılışı;
İlk önce 5yumurta ve şekeri bir kaba koyup beyazlaşıncaya kadar çırpıyoruz.Daha sonra pandispanya için kalan malzemeleri de ilave edip iyice karıştırıyoruz ve kabımıza boşaltıyoruz.(Ben kalp şeklinde bir pasta kalıbı kullandım.Olmayanlar yuvarlak yapıp daha sonra kalp şeklinde kesebilirler)175 C lik fırında pişiriyoruz.Pasta keki olduğu için diğer keklere nazaran daha cıvık oluyor pişmesi daha uzun zaman alıyor.piştikten sonra keki soğumaya bırakıyoruz.
*Kek soğurken ara malzemesini ve kremşantiyi üzerlerindeki tariflere göre hazırlayabilirsiniz.
Kek soğuduktan sonra 2 veya 3e kesiyoruz.Ben ilk defa yaptığım için acemiliğime geldi ve ikiye kestim.Dolayısıyla biraz kalın oldu.Üçe kesmek daha iyi olur.Kestiğimiz kekin üzerine önce kremoleyi sürüp daha sonra meyvelerimizi diziyoruz. Diğer katlara da aynı işlemi yapıp keki kapatıyoruz.

*Daha sonra kekin üzerine hazırladığımız kremşantiyi sürüyoruz.Üzerine şeker hamuru geliceği için pürüzsüzce sürmeye gerek yok.Ama şeker hamurunun altından kremşantinin taşmaması için ince bir tabaka sürmekte fayda var.





*Daha sonra şeker hamurunu açıyoruz.Yalnız bu işlemde biraz zorlanabilirsiniz.Çünkü oldukça sert bir hamur.Baya uğraştırıyor.Açarken nişasta kullanırsanız yapışmasını önleyebilirsiniz.Ayrıca ne kadar ince açarsanız pastanın tadı o kadar güzel olucaktır.Benim acemiliğime geldiği için çok fazla ince açmadım.Dolayısıyla biraz ağır geldi tadı.Birdahakine daha ince açmayı düşünüyorum.Son olarak açtığımız şeker hamurunu üzerine kremşanti sürdüğümüz kekin üzerine kaplıyoruz ve şekillendiriyoruz.Kenarlarını isterseniz kalan hamurdan rulo yapıp bu şekilde kapatabilirsiniz.Ben ayrıca şeker hamurundan küçük bir parça açıp kalp şeklindeki kurabiye kalıbıyla kestim pastanın üzerine koydum.Farklı bir renk olsaydı daha güzel olurdu ama elimde yalnızca kırmızı vardı.




Devamını okuyun...>>
| 1 yorum ]

Bugün sevgililer günü.İstanbul'da, hava sanki tüm sevgililere kıyak yapmaya çalışır gibi günlük güneşlik.İnsanlar ellerinde hediye paketleri çiçeklerle sevgiliyle buluşmaya gidiyor sokaklarda.Ben se bu tüm anlattıklarımı gözlemleyerek bugün işe geldim:(Sevgililer günü çok da fazla önemli olmadı benim için ama insana yine de dokunuyo ya.Benim de Aşkım yanımda olsaydı ne olurdu sanki:)Bu arada hediye paketlerine baktım da insanlar ne kadar kasıyolar bu gün için ya.Marka marka hediyeler havalarda uçuşmuş.Hatta geçen bir arkadaşım sevgilisine hediye aldığını söyledi.Bir de 'inşallah beğenir geçen sene onunkinin yanında benim hediyem çok ucuz kalmıştı' diye ekledi.Allahım yaa.Neyse..
Sevgililer günümüz kutlu olsun Aşkım seni çok seviyorum:)


Devamını okuyun...>>
| 1 yorum ]

Bu aralar hamurişi yapımına merak salmış durumdayım.Sürekli yeni tarifler denemek istiyorum.Gelsin poçalar gitsin çörekler durumu:)Deneme yanılma yöntemiyle de iyi sonuçlar çıkarmaya başlıycağımı umut ediyorum.Dün akşam da un kurabiyesi yapmayı denedim.Sonuç beklediğimden daha güzel oldu.Hazır almış gibi bu konuda mutavazi olamıycam:)Şimdi bir fincan çayla afiyetle kurabiyelerimi yemeye hazırlanıyorum.Madem bu kadar güzel oldu bu tarifi herkesle de paylaşmalıyım diye düşündüm.



Malzemeler:

•1 paket margarin, veya tereyağı(oda sıcaklığında olucak)
•1 kahve fincanı sıvıyağ
•3 kaşık pudra şekeri
•4 kaşık buğday nişastası
•Alabildiği kadar un (5bardak kadar)
•1 çay bardağı pudra şekeri (Üzeri için)

Hazırlanışı:
-Öncelikle margarin,sıvı yağ ve pudra şekerini krema kvamına gelene kadar karıştırıyorsunuz.(Bu işlem biraz zor oluyo,ben yapamıycam galiba dedim ama oldu sonunda).Sonrasında nişasta ve unu ekleyerek bir yoğurun.(Oyun hamurları gibi bir hamur oluyor).Daha sonra hamurdan parçalar koparıp yuvarlak yapın.160derece ısıtılmış fırında pişirin.(Üzerleri beyaz kalacak)Fırından çıkardıktan sonra pudra şekerini elekten geçirerek üstüne serpin.Sonrada afiyetle iyin:)
(Tarif için portakalağacına teşekkür ederim.Yaptığım bütün tarifleri oradan alıyorum ve hepsi çok güzel oluyor)
Not:Resimdeki benim kurabiyem:)


Devamını okuyun...>>
| 2 yorum ]

Evet bir önceki yazımda size dedemin videosunu paylaşıcağımı yazmıştım.Ve başardım yüklemeyi.Dedemin başından geçen komik bir olayı anlatışını izleyebilirsiniz.Başlıktan da anlaşılacağı gibi olay bir kazıklanma hikayesi.Dinlerken de daha sonra izlerken de hep güldüm.Belkide onun anlatış şeklidir beni güldüren bilemiyorum:)Buyrun izleyelim...


Devamını okuyun...>>
| 1 yorum ]

Geçtiğimiz hafta malum Kurban bayramımızı kutladık.İki bayram arası ne kadar çabuk geçti valla ben anlamadım.Zaman su gibi akıyor gerçekten.Sizi bilmem ama ben bu bayramı çok güzel geçirdim.Hatta uzun süredir geçirdiğim bayramların en güzeliydi diyebilirim.Bi kere 4 günlük tatil avantajıyla bol bol uyudum.Anneme,aşkıma,akrabalara çokca vakit ayırdım.bu da beni huzurlu kılmaya yetti zaten.Bol bol resim ve video çektik...


Bayramın birinci günü her bayram olduğu gibi dedeme gittik ve orada kahvaltımızı kurban etiyle yapılmış kavurnma yiyerek yaptık.Sonrasında da ben diğer aile ziyaretlerimi gerçekleştirdim.2.gün ise annem ve aşkımla birlikte taksim-Eminönü-Sultanahmet üçlüsünü gezdik.Gidiş yolunda trafik sıkıntısı çeksek de dönüşümüz gayet rahat oldu.4. Gün ise annem dedem kuzenimin eşi ve çocuklarıyla Maltepe sahil sefası yaptık.Çok da eğlenceliydi.Bol bol yürüdük ve mağaza gezdik.Zavallı dedem her mağazanın önünde bizi beklemekten sıkılmadı yine de yerim onu ben:)Bu arada dedemin bir anısını anlattığı videoyu eğer yükleyebilirsem sizlerle paylaşacağım.Canım dedem bir zamanlar koç diye aldığı hayvanın koyun çıkmasını çok mizahi bir dille bize anlattı.Umraım yükleyebilirim.
Gezilerimiz sırasında dediğim gibi bir çok resim çekildik.Bunların bir kaçını sizlerle paylaşmak istiyorum....





İstiklal caddesi her zamanki gibi oldukça kalabalıkdı.



Sultanahmet Camiinin bahçesindeki çimlerden yapılmış Ayyıldız çok güzeldi!


Sultanahmet meydanından aldığımız bardağı 1Liralık sahlepler:)






Ve bizim bıcırıklar maltepe sahilinde parktalar.Onları sallarken bu kadar mutlu olabiliceğimi tahmin etmezdim.
Umarım sizin bayramınızda mutlu ve güzel geçmiştir.



Devamını okuyun...>>
| 1 yorum ]

Şimdiye kadar bir çok yere yorum yaparken veya üye olurken harf doğrulama aşamasından geçmişsinzdir.Hatta bir çoğumuz bu doğrulamalara sinir oluruz.Bazen de komik kelimeler çıkar ortaya.Bu gün Dailymotion'a üye oldum.Ve üye olurken harf doğrulamaya geldiğimde çok şaşırdım ve kendi kendime güldüm.Çünkü bütün bilgileri girdikten sonra İNSAN OLDUĞUNUZU KANITLAYIN yazıyor harf doğrulamanın yanında.Resmen size meydan okuyor,doğrulayamazsan insan değilsin diyor:)Çok komik gerçekten de.Bunu yazanın mantığı o arada nasıl çalışıyordu anlayamadım doğrusu.Ben de dediklerini yaptım ve insan olduğumu kanıtladım onlara.Bundan sonra biri bana hayvan demeye kalkarsa elimde kapı gibi delilim var:)))


Devamını okuyun...>>
| 0 yorum ]

İstanbul da yaşıyorsanız ve toplu taşıma araçlarını mecburen kullanıyorsanız sinir hastası olmamanız mümkün değil.Bizim insanlarımız ne yazıkki toplu taşınmayı öğrenememiş.Bu yazıyı yazmama sebep dün işe gelirken çapraz sakız caklamasına maaruz kalmamdır.Böyle bir şey olamaz.Bu insanlar kendini ahırda mı sanıyor anlamıyorum.Arkamda bir bayan ( bayan demeye bin şahit ister) kulağında kulaklık ve ağzında bir sakız.Bataklıkta yürüyo sanki.O yetmezmiş gibi Türkçesi tam gelişmemiş kazağını pantolonunn içine sokmuş ve kendini bu şekilde dünyanın en yakışıklı insanı sanan bir adam.O da ne onunda ağzında bir sakız ve yanımda oturuyor.Sabah sabah bu kadar sakız çiğneme isteği nedendir?Çene kası mı yapıyorsunuz mübarek insanlar.Resmen kendimi minibüsten zor attım ve bütün gün baş ağrısı çektim...

Bu arada yakın bir tarihden itibaren minibüslerde ayakta yolcu almak yasak.Bu yasak uzunca bir süredir var belkide ama yaklaşık 6aydır falan ceza da yazılmaya başlandı.Önceden ayakta da olsak rahatlıkla minibüs bulabiliyorduk işe gitmek için.Zaten bir iki durak sonra da mutlaka oturcak yer oluyordu.Ben Maltepe den kadıkoy istikametine işe gidip geliyorum.Ve artık bu istikamette sabahları minibüs bulmanız neredeyse imkansız.Çünkü Küçükyalı tarafında polis çevirmesivar ve şoforler ayakta yolcu alamıyorlar ceza yememek için.Mecburen otobuse binmeniz gerekiyor.Fakat minibüslere binemeyen insanlar otobuse yoneldiği için onda da ayakta bile yer bulamıyorsunuz.Benim anlamadığım herhangi bir kaza anında yolcu zarar almasın diye minibüslerin ayakta taşınmasına izin verilmiyor.Gelin görünki belediye otobuslerinde neredeyse ön camdan fırlıyor insanlar.belediye otobusu kaza yaparsa o insanlara bişey olmıycak mı?Bunun mantığını çözebilmiş değilim.Bilen varsa bana da söylesin.Demem o ki İstanbulda bu toplu taşıma araçlarına binmek gerçekten özel bir beceri istiyor.Bi kere araca binerken önünüzdekileri devirip geçme yeteneğine sahip olmanız gerekiyor.Bunu özellikle orta yaşlı hafif kilolu kadınlar çok güzel beceriyor.ben hala o da geçsin bu da geçsin derken en sona kapının dibine kalıyorum.Daha çok fırın ekmek yemem gerekiyor sanırım:)


Devamını okuyun...>>
| 0 yorum ]

Geçtiğimiz cuma günü abimin Bodrum'dan ziyarete gelmesi sebebiyle Bostancı Lunaparkına gittik.Önünden defalarca geçmeme rağmen ilk defa Bostancı'da ki lunaparka gittim.Oldukça güzel bir yer.İlk önce tren diye bi alet vardı.Köşelerden aniden dönüyo ve inişli çıkışlı bir kaç yeri var.Ben yüksekten korkan bi insan olduğum için bu alette bile korktum ve abimin kolunu hiç bırakmadım:)Ama eğlenceli birşeydi.En azından indiğimizde gülüyorduk.Daha sonrasında neye binelim diye düşünürken tam kapının girişinde daha önce görmediğimiz bir alet gördük.Oldukça masum görünüyordu.Başıma gelecekleri bilsem hiç bi kuvvet beni o alete bindiremezdi...[...]


İlk önce annem ve ben ikili bir yere abim ve nişanlısı diğer tarafa oturdular.Görevli kişi korumaları kapamaya geldiği zaman 'ilk defa biniyoruz daha önce görmedik,çok mu korkunç' diye sorduk görevli; 'yani takla falan atıyo' diye kısa bir cevap verdi.Bunu duyan annem indi.Ben de abimin nişanlısı ile oturdum abim tek kaldı.Abime yaptığım 'önce izleyelim sonra binelim'ısrarıma rağmen beni ikna etti ve bindik.Başlama düdüğüyle birlikte makine deli gibi hareket etmeye başladı.Gözümü hiç açmadım.Yerle bir olan makine havalandı.Sürekli taklalar atarak aynı zamanda kendi etrafında dönerek bizi döndürmeye başladı.Bir ara gerçekten bayılıcağımı sandım.O kadar uzun sürdü ki artık tutunmak için bile gücüm kalmadı.Kendi çığlığım ve abimin nişanlsının sesinden başka bir ses duymadım zaten.Hayatımın hiç bi döneminde bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum.Başta da dediğim gibi bakınca o aletin bu şekillere girebiliceği hiç belli olmuyor.Tabii indikten sonra ben fenalaştım.Bir türlü kendime gelemedim ve beni acile götürmek zorunda kaldılar.Yediğim serumla kendime biraz gelebildim.Bu arada dikkatimizi bir şey çekti.Orda o kadar oyuncak alet vs var ve bir sürü insan çoluk çocuk bunlara biniyor.orda yaklaşık 10dk boyunca fenalık geçirdim ve hiç bir sağlık görevlisi yoktu lunaparkta.Hiç bir görevli de yanımıza gelmedi ne oldu diye.Ayrıca korku tünellerinde bile kalbi olanlar girmesin gibi yazılar bulunurken bu alette hiç bir uyarı yoktu.Zar'ın internetten bir videosunu buldum ve izledim.Ben buna nasıl binmişim diye bir keere daha korkuya kapıldım.Sizlerle de paylaştım bu vdeoyu.Binmek isteyenlerin bir fikri olsun şimdiden.Sözün özü lunaparka gittiğinizde ne olduğundan emin omadığınız şeylere binmeyin,özellikle de adı ZAR sa:)

Buradan ulaşabilirsiniz.


Devamını okuyun...>>
| 0 yorum ]

İşim gereği Ramazan aylarında hep iftarımı ofiste yapmam gerekiyor son 3senedir.Bu yüzden Ramazan'ı çok sevmeme ve 4gözle beklememe rağmen hep buruk geçer benim için.Evde iftar yapmak gibisi yok sonuçta.İftara yakın yapılan yemekler mis gibi kokar ve sabırsızlıkla ezanı beklersiniz ailecek.Sonra hep beraber 'Allah kabul etsin' duaları içinde çok güzel bi fitar yemeği yenir.Ardından da mis gibi demlenmiş çaylar mideye indirilir.Bunun kadar güzeli varmıdır ki.İşte dediğim gibi bu zevki yaşayamıyorum maalesef.İşyerinde hazır yemekle oruç açmakla Ramazan'ın tadıda çok fazla çıkmıyor.Bir de tam iftar saatinde ya da iftara 5-10dakika kala gelen müşteriler vardır ki asıl onlar insanı çileden çıkarır.Bu nasıl bir mantıktır hiç anlamam.Kimse oruç tutmak zorunda değil.Ama karşındakini de hiçe saymak kadar sinir bozucu bişey yok.Bazı insanlar var ki iftara yakın bir zamanda gelir,sizin sipariş ettiğiniz yemek gelir ve ezan okunur.Hiçbirşey almıycak olmasına rağmen yine de kalkıp gitmez...[...]

Bunun dışında bir de gün ortasında elinde cips çikolata gibi yiyceklerle karşınızda oturup büyük bir iştahla yiyen tipler vardır.Hiç unutmuyorum geçen yıl bir müşterim elinde kocaman bir cips paketiyle karşımda oturup otel sorduktan sonra bana da cips ikram etmişti.Kendisine oruçlu olduğumu söylemiştim.Bunun üzerine cips paketini kaldırıp özür dilemişti...Tabi ki böyle olmadı:)Büyük bir iştahla yemeye devam etmişti:)

Neyse bu beni çok sinir eden bir olaydır.Bunun için bloğumda paylaşmak istedim.Eğer sizde bu tarife uyan bir müşteri tipiyseniz...olmayın:)


Devamını okuyun...>>
| 0 yorum ]

Eskiden kandillerde,doğum günlerinde,bayramlarda ziyaretler vardı.Teknolojinin gelişmesiyle hepsi yavaş yavaş yok oluyor maalesef.Önce telefonla tebrik edilmeye başlandı böyle günler.Daha sonra cep telefonu mesajlarıyla.Hemde öyle şahsa yazılmış mesajlar değil toplu olarak yazılmış mesajlar.Çok samimi bir arakadaşınızdan kandil için mesaj geliyor ama altında gayet resmi bir şekilde adı soyadı yazıyor.Çok sinir oluyorum bu tür mesajlara.Birde klasik kandil mesajları var ki offf ki ne offf.Şimdi de yeni bir adet çıktı.Facebook dan kandil mesajı.Birbirinin duvarına Kandilin Mübarek Olsun yazanları gördükçe gülüyorum.Ne kadar sinir bozucu şeyler yaa.Ya artık kimse kimseye değer vermiyor ya da herkes beleşci...


Devamını okuyun...>>
| 0 yorum ]

Geçtiğimiz günlerde Bodrum'a aşkımın yanına tatile gittiğimi daha önceki yazımda belirtmiştim.Ben de Aşkım da daha önceden waffle yememiştik ve merak ediyorduk.Denize gittiğimiz bir gün yemeye karar verdik.Ben her ne kadar meyveli istiyorum desemde canım aşkım sağolsun gitmiş dondurmalı almış.Dondurmalı waffle da ilk defa Bodrum da duydum zaten.Neyse ikimizinde ilk yemesiydi.Şezlongun üstünde dondurması erimeden yemeye çalıştım.Ve bütün hayallerim suya düştü.Ben waffle ı böyle hayal etmemiştim.Hiç beğenmedik ikimizde.Ama ben yine de meyveli olarak denemek istiyorum.Size tavsiyem o sıcak havada dondurmalı iyi gelir diye düşünmeyin.İnsanın midesini bulandırıyor bir yerden sonra.Onu yiyeceğime bir tane algida buz parmak dondurması alır yerdim daha iyi:)


Devamını okuyun...>>
| 1 yorum ]

...sensiz kalacak bu liman,sensiz batacak bu güneş...
Ayrılıkları hiç sevmiyorum.Zaten kim ister ki sevdiği insandan ayrı kalmayı.Geçen yıl aşkım askere gittiği zaman da ayrı kaldık.Özlem dolu tam 460 gün!Şimdi mecburi ayrılıklara bi tanesi daha ekleniyor.Aşkım bugün bir süre çalışmak için Bodrum'a gidiyor.En az 2 ay görüşemiycez.Bu ayrılığın bizim geleceğimiz için iyi bir hamle olmasını umut ediyoruz.İnşallah birşeyler yoluna giricek ve istediğimiz şeyleri daha rahat gerçekleştirebilicez.Otobusune yalnızca saatler kaldı.Bakalım gelecek günler bize ne getirecek.Herşey çok güzel olacak diye umut ediyoruz ve öyle de olacak.Seni çok seviyorum aşkım ve çok özliycem...


Devamını okuyun...>>
| 1 yorum ]

Selam...Uzun zamandır bi blogum olsun istiyodum sonunda oldu,muradıma erdim.Aklımdan geçenleri sizlerle paylaşmayı zaman zaman fikir alışverişinde bulunmayı planlıyorum.Umarım keyifle okunası bir blog olur.Şimdilik yazıcaklarım bu kadar..
Son olarak blogumda bana yardım eden aşkım Azohba ya teşekkür ederim:)


Devamını okuyun...>>